18 Eylül 2021 Cumartesi

TANRIÇA ARTEMİS'İN UYANIŞI


II. Dünya Savaşı’ından uzun bir süre sonra 1954 yılında, Avusturyalılar Efes’te kazılara yeniden başladılar.
Kazı ekibinin başında Profesör Miltner vardı. Miltner idealist ve tutkulu birisiydi, daha önce yapılmayan bir şey yapmak istiyordu Efes’te.
Bugün Kuretler Caddesi dediğimiz, Bülbül dağı ve Panayır dağı arasında kalan bölge hala toprak altındaydı. Bu bölge kentin tam ortasında ve eski kutsal yol üzerinde olduğundan çevresindeki anıtların önemli olması gerekiyordu. Fakat işi zordu. Bu mevki, vadinin en dip noktasıydı ve diğer alanlara göre daha çok toprak kalınlığı vardı. Bu bilgiler dâhilinde kazılar başlamıştı.
O mevki üzerindeki tüm yapılar birer birer tüm hızıyla ortaya çıkarılıyordu. Fakat diğer kazılar gibi derinlemesine incelemeler pek mümkün olmuyordu. Bu durum da bir çok önemli bulgunun gözden kaçmasına neden oluyordu.
Miltner, açtığı bu caddenin adının ne olduğunu düşünürken, burada bulduğu bir yazıt, Kuret denilen rahiplerin kent yönetimine katkılarından bahsediyordu. O halde bu cadde “Kuretler Caddesi” olmalıydı, demiştir. Oysa ki bu yazıtlar Efes Belediye binasına ait yazıtlardı. Fakat bu yanlış isim günümüze kadar bu şekilde gelmiştir.
Bu belediye binası (Prytaneon), aslında onu üne kavuşturacak olan yerdi !!!
1956 yılının 18 Eylül günü hava alabildiğine sıcaktı …
Profesör yanına doğru koşan bir amele çavuşunu fark etti. Kan ter içinde kalan çavuş heyecandan bayılacaktı, sonra kekeleyerek;
“Profesör bey, profesör bey, bir heykel bulduk, bütünü altın.”
Biraz Türkçe bilen Miltner, kulağına inanamamıştı ve bir daha tekrarlatmıştı. Ardından yaşlı ve yorgun bedeniyle Belediye Sarayı’na koştu.
Gerçekten bir heykel bulunmuştu, hem de en görkemlisinden. İşçinin söylediği gibi altın değildi ama, bu Efes’te ilk kez bulunan bir Efes Artemisi heykeliydi. Şans Miltner’e gülmüştü ve bu onu şan ve şöhrete kavuşturacaktı.
Profesör sevincinden ne yapacağını şaşırmıştı ve biraz dikkatli baktığında, belden üst kısmında bazı altın kaplama izleri görülüyordu. İşçi altın diye bunu kast etmiş olmalıydı. Yüz üstü yatan heykeli çevirdiklerinde bütün güzelliği meydana çıkmıştı. Civarının en iyi mermerinden yapılmıştı. Şimdiye dek bundan daha güzel bir Efes Artemis’i bulunmamıştı. Miltner heykele “ Güzel Artemis” adını taktı. Miltner artık Belediye Sarayı’ndan ayrılmıyordu. 3 gün sonra 21 Eylül günü öbüründen daha büyük bir Artemis heykeli buldu.
Fakat enteresan bir şey vardı. İki Artemis’te yapının altına adeta gizlenmiş bir vaziyetteydiler. Bir depremde yıkılmış olsalar kırılma olasılıkları çok yüksekti. Olsa olsa bulunduğu yere itilip üzeri toprakla örtülmüş olmalıydı. Çünkü bu binadan diğer yapılar için yapı malzemeleri alınmıştı. Bu heykellerde kırılıp götürülebilirdi.
Acaba bu durumu Efesliler’in Hristiyanlığa rağmen Artemis’e olan saygısına mı bağlamak gerekiyordu?
Güzel Artemis 1500 yıl toprak içinde rahat uyumuştu, fakat uyandığında pek rahat verilmedi…
Daha Türkiye’de pek kimse görmeden Brüksel’e bir sergi için gönderilmişti. Geri döndüğünde Selçuk’ta uygun bir müze binası olmadığından İzmir’de Fuar Arkeoloji Müzesi’nin en değerli eseri olarak 6 yıl boyunca sergilendi. Bu geçen sürede Efes’te yüzlerce eser çıktı ve zorunluluktan Selçuk’ta modern biz müze binası yapımına başlandı. Bittiğinde artık Artemis’in evine dönme vakti gelmişti. 1964 yılının bir Pazar günü kısa bir yolculuk yaparak evine geri döndü.
İşte Artemis'in ihtişamı dünyayı kasıp kavurmuştu. O şu an evinde Efes Müzesi'nde insanlığı selamlamaktadır.
Tarihçi
Tolga MERT



5 Mayıs 2021 Çarşamba

Artemis'in doğumu ve Artemis Festivali

6 MAYIS
Artemis'in doğumu ve Artemis Festivali

Artemis ve Apollon'un anneleri Leto 9 gün doğum sancısı çeker. 8.günde 6 Mayıs tarihinde Artemis, 9.günde kardeşi Apollon doğar...

Apollon'un Delos adasında doğumuna karşın Artemis "Ortygie" denilen bugün Efes'in Arvalya mevkii olduğu düşünülen, eskiden koruluk olan yerde doğmuştur.

( Ortygie ; Strabon Geographika kitabının 14.1.20 pasajında şöyle bahseder: Milattan sonra 17 yılında yazan Strabon, Geographiká 14.1’de Efes yakınındaki Kenkhrios ırmağından söz eder. Bu ırmağın kenarında, denizden “bir miktar” yüksekte, Ortygia adlı muhteşem bir koruluk vardır. O korulukta tanrıça Leto (“Hanımefendi”) ikiz çocukları Artemis ve Apollon’u doğurmuş, doğumdan sonra Kenkhrios ırmağında yıkanmıştır. Korunun ardındaki Solmissós dağında koruyucu ve kollayıcı Kuretes’ler, anneyi ve dölünü kıskanç tanrıça Hera’dan korumak için nöbet tutmuştur. Sonradan burada Artemis onuruna tapınaklar yapılmış ve dünyaca ünlü heykeltıraşlar tarafından donatılmıştır. Ancak Strabon’un metninden, burada kast edilenin Efes’in meşhur Artemis tapınağı mı yoksa başka tapınaklar mı olduğu anlaşılmaz. )

Hatta Zeus’un karısı kıskanç Hera, Leto'nun doğumunu engellemek istemiştir. Fakat Artemis’in doğumu esnasında kutsal rahibe olan Kuretler, Bülbül dağı eteklerinde büyük gürültü çıkararak ilgiyi dağıtmış ve Artemis’in sağlıkla doğumuna yardımcı olmuşlardır...

O günden sonra Efesliler Artemis’i en büyük tanrıçaları olarak görmüş ve ona dünyanın en büyük Tapınağı’nı inşa etmişlerdir.

“Babil’in Asma Bahçelerini, Olympos Zeus’unu, Rodos’un Kolosus’unu, Piramitlerin dev yapılarını, İskenderiye Fenerini, Halikarnas Mosoleumu’nu gördüm. Fakat bulutlara karışan Efes Artemis Tapınağı’nı gördüğüm zaman, bütün öteki harikalar, gözümde parlaklıklarını yitirdiler.”
*Book of Marvels*

İşte böylesine bir harikanın sahibesi Efesli Artemis...

Tanrıça Artemis’in doğumuna ithafen her yıl 6 Mayıs'ta yaklaşık 1 ay süren festival düzenlerdi Efesliler...

İşte o gün için geceden başlardı hazırlıklar. Dünyanın her yerinden gelen inananlar Tanrıçalarına sunaklar, hediyeler getirirdi. Rahip ve rahibeler tapınakta bulunan Artemis'in ağaçtan yontma orijinal heykelini altın, gümüş, yakut ve diğer değerli taşlar ile süsleyerek törene hazır hale getirirdi.

Güneş ilk ışıklarını gösterdiği zaman tapınaktan dışarı çıkan tanrıça, yüzbinlerin gözlerini alırcasına merdivenlerden görünürdü...

Ve kutsal yoldan alayları ile yürüyüş başlardı. Önde Artemis arkasında inanan bütün Antik Dünya. Alayın sonunda yüzlerce boğa, tanrıça için kurban edilirdi. Ve kurban boğalarının testisleri Artemis'in boynuna asılarak erkeksi gücü gösterilirdi...

(Meme zannedilen o yumruklar boğa testisidir.)

Muhteşem bir turizm faaliyeti ve turizmin başladığı ilk noktaydı bu ritüeller. Çünkü dünyanın her yerinden gelen inananlar büyük bir gelir sağlardı Efes'e... Özellikle Artemis’in gümüş ve altın küçük heykelciklerini satan esnaflar büyük gelir elde ederdi...

Efes, aslında zenginliğini işte bu tapınağa ve tanrıçalarına borçluydu...

Doğum günün kutlu olsun Artemis.



Selçuk Efes Kent Belleği #EfesSelçuktanerelergezilir

  Selçuk Efes Kent Belleği Zaman Yolculuğu Efes Selçukluların ve Efes Selçuk’un tarihine, doğasına, insanına ilgi duyanların paylaşım noktas...